Güç Alanının Haritası: Desimetre Kare Ne Demek? Giriş: Gücün Ölçüsü, Alanın Anlamı Bir siyaset bilimci için her ölçü birimi, yalnızca fiziksel bir değeri değil, aynı zamanda toplumsal düzenin soyut yapısını da temsil eder. “Desimetre kare ne demek?” sorusu ilk bakışta matematiğin soğuk alanına ait görünür; ancak güç ilişkilerini, mekânın paylaşımını ve ideolojinin görünmez sınırlarını anlamak açısından çarpıcı bir metafor oluşturur. Desimetre kare (dm²), bir kenarı bir desimetre (yani on santimetre) olan karenin alanını ifade eder. Kısaca 1 dm² = 100 cm²’dir. Fakat siyasal anlamda bu ölçü, yalnızca bir yüzey değil, iktidarın işgal ettiği sembolik alan olarak da okunabilir. Çünkü her…
Yorum BırakGençlik ve İlham Yazılar
Kanatsız Kuşlar Kaç Bölüm Oynadı? Dram, Aşk ve Gözyaşının Sayısal Hali Televizyon dünyasının “Ben bir bölüm izleyeyim” diyerek başlayıp “Nerede kaldım, 47. bölüm müydü?” diye biten serüvenlerine hoş geldiniz! 📺 Eğer siz de dram dizilerine “bir göz atayım” diye başlayıp bir anda karakterlerin soy ağacını ezberleyecek kadar bağlandıysanız, “Kanatsız Kuşlar” kesinlikle o dizilerden biri. Şimdi koltuklarınıza yaslanın, çünkü bu yazı hem güldürecek hem de içinizi hafifçe burkacak… ama en önemlisi, sonunda kaç bölüm olduğunu da öğreneceksiniz. 😄 Kanatsız Kuşlar: Dramın Kanatsız Kartalı “Kanatsız Kuşlar”, 2017 yılında ATV ekranlarında izleyiciyle buluşan, dram türünün şaheserlerinden biriydi. Hani bazı diziler vardır, daha ilk…
4 YorumMüzikte Tampere Ne Demek? Edebiyatın ve Sesin Arasındaki Görünmez Uyum Kelimeler tıpkı notalar gibidir; her biri kendi titreşimini taşır, sessizliğin içinden yankılanarak anlam bulur. Edebiyat bir anlatı sanatıysa, müzik de duyguların dile geldiği bir edebiyattır. İkisinde de amaç aynıdır: insanın iç dünyasını, dış dünyanın karmaşasıyla buluşturmak. İşte tam bu noktada “Tampere” kavramı karşımıza çıkar — yalnızca bir müzik terimi değil, aynı zamanda bir anlatının dengesi, bir ruhun sesidir. Peki, Müzikte Tampere ne demek? Bu kavram, seslerin arasındaki mesafenin, uyumun ve dönüşümün gizli yasasıdır; ve bu yasa, tıpkı bir romandaki anlatı ritmi gibi, anlamın doğduğu yerdir. Tampere’nin Tanımı: Armoninin Matematiği, Ruhun…
8 Yorumİlk Gurme Kimdir? — Tatların Peşinde İnsanlığın Antropolojik Yolculuğu Bir antropolog olarak her zaman merak etmişimdir: İnsan, ne zaman yalnızca doymak için değil, “tat almak” için yemeye başladı? İlk gurme kimdir? sorusu, aslında insanlığın kültürel evrimini, topluluk yapılarının dönüşümünü ve kimlik inşasının ilk adımlarını anlamak için büyüleyici bir kapı aralar. Çünkü yemek, sadece bir biyolojik gereksinim değil; toplulukları birleştiren, kimlikleri şekillendiren ve sembollerle dolu bir kültürel dildir. Tarihin Sofrasında: Gurmelik Kavramının Kökeni “Gurme” kelimesi modern anlamda 18. yüzyıl Fransa’sında şekillense de, tat arayışı insanlık kadar eskidir. Arkeolojik bulgular, 70 bin yıl öncesine ait yerleşimlerde baharat izlerine rastlandığını göstermektedir. Bu bulgular,…
4 YorumKalpgah Nasıl Yazılır? — Kalbin Evi, Dilin İnceliği Bazı kelimeler vardır; yalnızca anlamıyla değil, yazılışının kıyısındaki titrek bir aksanla bile hikâye anlatır. “Kalpgah” da onlardan. İlk duyduğun anda zihninde bir mekân belirir: Kalbin konakladığı, duyguların kapı çaldığı, aklın tereddütle ayak bastığı bir yer… Peki ama bu kelime nasıl yazılır; kalpgah mı, kalpgâh mı, yoksa tarihî bir iz sürerek kalbgâh mı? Gel, hem dilin köken odasında dolaşalım hem de bugünün ekran ışığında bu kelimenin geleceğini konuşalım. Kökenin İzinde: “Kalp” + “gâh” “Kalp”, Arapçadan Türkçeye geçmiş, yüzyıllardır dilimizin nabzı. “-gâh” ise Farsçadan gelen, “yer/mahall” anlamı taşıyan ek: dergâh (kapı, eşik), bargâh (huzur,…
6 YorumGöz Taşı Nedir, Ne İşe Yarar? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüne Pedagojik Bir Bakış Bir Eğitimcinin Gözünden: Öğrenmenin Işığıyla Taşlaşan Bilgelik Öğretmenliğin en büyüleyici yanı, bir öğrencinin gözlerinde beliren o “anlama ışığıdır.” Bir kavram, bir deneyim, bir duygu… Hepsi bir anda birleşir ve öğrenme, yalnızca bilgi edinme olmaktan çıkar; dönüştürücü bir yolculuğa dönüşür. İşte “göz taşı” tam da bu dönüşümün metaforudur: Görmekle anlamak arasındaki köprüyü kuran sembolik bir taş. Peki, gerçekten nedir bu göz taşı? Sadece bir mineral mi, yoksa eğitimsel bir metafor mu? Bu yazıda, göz taşını hem fiziksel hem de pedagojik anlamıyla ele alacağız; öğrenme teorileri, pedagojik yöntemler ve bireysel-toplumsal…
8 YorumGörünür Işık Elektromanyetik Dalga mıdır? Kültürlerin Işığında Bir Antropolojik Yolculuk Bir antropolog olarak, beni her zaman büyüleyen şeylerden biri ışığın yalnızca fiziksel bir olgu değil, aynı zamanda kültürlerin, inançların ve kimliklerin sembolik dokusuna işlenmiş bir anlam katmanı olmasıdır. İnsanlık tarihine baktığımızda, ışığın sadece görme eylemini değil, “anlama” ve “aydınlanma” süreçlerini de temsil ettiğini görürüz. Ama sorumuz bilimsel: Görünür ışık elektromanyetik dalga mıdır? Evet, bilimsel açıdan ışık; elektrik ve manyetik alanların birbiriyle etkileşimi sonucu yayılan bir elektromanyetik dalgadır. Ancak antropolojik bir bakışla bu tanım, sadece doğanın fiziğini değil, insanlığın anlam üretme biçimini de aydınlatır. Çünkü her kültür, ışığın bu “görünür” formuna…
Yorum BırakGri Pasaport Kimlere Verilir? Devlet Temsili ile Vatandaşlık Arasındaki İnce Çizgi Pasaportlar, yalnızca bir seyahat belgesi değil; aynı zamanda bir kimlik göstergesidir. Devletler, vatandaşlarına farklı renklerde pasaportlar vererek onların statüsünü, görevini veya temsil gücünü belirler. Türkiye’de de bu durum dört ana kategoriye ayrılır: bordo (umuma mahsus), yeşil (hususi), gri (hizmet), ve siyah (diplomatik) pasaportlar. Bu yazının odağında yer alan gri pasaport yani hizmet pasaportu, hem tarihsel hem de hukuki açıdan özel bir statüye sahiptir. Gri Pasaportun Tarihsel Kökeni Gri pasaportun kökeni, Cumhuriyet’in bürokratik yapılanmasıyla birlikte şekillenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası temsili güçlendikçe, sadece diplomatların değil; kamu hizmeti amacıyla yurtdışına giden memurların…
Yorum BırakAşağıda, tarihçi bakış açısıyla ele alınmış, geçmişten bugüne bağ kurmaya çalışan bir anlatımla “Full Gross Market kimin?” sorusunu odağa alan özgün bir blog yazısı yer alıyor: — Bir Tarihçinin Not Defterinden: Perakendede Dönüşümün İzleri Tarihçi olarak işe genellikle şöyle başlarım: bugün olan neyse, onun tohumları dün atılmıştır. Finans, ticaret ve toplum arasındaki ilişkiler, her bir köşe taşında bugüne dair ipuçları saklar. Bu bağlamda, “Full Gross Market kimin?” sorusu, yalnızca bir marka kimliği sorusu değildir; perakende tarihimizdeki kırılma anlarını, sermaye birikimi süreçlerini ve tüketici davranışındaki evrimleri anlamaya yönelmiş bir pencere gibidir. Perakende sektörü, tarih boyunca toplumsal dönüşümlere tanıklık etmiştir: köyden kente…
Yorum BırakHarç Parası Ödenmezse Ne Olur? Bilimin en güzel yanı, merakla başlar. Bir sorunun cevabını ararken sadece “ne olur?” değil, “neden olur?” sorusunu da sorarız. Üniversitelerdeki harç parası konusu da aslında bu merakın içinde yer alıyor. Her yıl binlerce öğrenci kayıt döneminde aynı soruyu soruyor: “Harç parası ödenmezse ne olur?” Bu yazıda, sadece yönetmeliklerden değil, aynı zamanda sosyal bilimlerin penceresinden bakarak bu konuyu inceleyeceğiz. Çünkü harç parası, sadece bir ödeme değil; eğitim sisteminin sürdürülebilirliğini, öğrencinin psikolojik motivasyonunu ve toplumsal eşitliği de etkileyen bir mekanizmadır. Harç Parası Nedir? Bilimsel Bir Bakış Bilimsel olarak bakıldığında, harç parası üniversitelerin mali sürdürülebilirliğini destekleyen bir “katkı…
6 Yorum