Bugünkü rehber içeriğimizde “Kertik insan ne anlama gelir” hakkında bilinmesi gereken temel detayları aktarıyoruz.
Kertik İnsan Ne Anlama Gelir? İçimde Kalan Bir Soru
Kayseri’de soğuk bazen sadece havaya değil, insanın içine de işler. Erciyes’in tepesi karla kaplandığında, şehir biraz daha susar gibi olur. O suskunlukta insan kendi iç sesini daha net duyar. Ben 25 yaşındayım ve uzun zamandır günlük tutuyorum. Kelimelerim bazen dağınık, bazen fazla dürüst. Ama en çok da kendime saklayamadıklarımı yazıyorum.
“Kertik insan ne anlama gelir?” sorusunu ilk kez bir akşam, defterimin kenarına karaladım. O gün içimde tuhaf bir boşluk vardı. Ne tam kırılmıştım ne de tam sağlam kalmıştım. Sanki hayat, beni keskin kenarları törpülenmiş bir şeye çevirmişti. Tam o anda “kertik” kelimesi zihnime düştü.
Kertik… Küçük bir çentik, bir eksik, bir iz.
İnsan için kullanıldığında ise başka bir şeye dönüşüyordu.
Kayseri’de Bir Kış Akşamı
O akşam otobüs durağında beklerken rüzgâr yüzümü kesiyordu. Ellerim cebimdeydi ama yine de üşüyordum. İnsan bazen sadece bedeninin değil, kalbinin de üşüdüğünü fark ediyor. O gün tam olarak öyleydi.
Yanımda eski bir banka oturmuş yaşlı bir adam vardı. Elinde ekmek poşeti, gözleri uzaklara dalmıştı. Kimseyle konuşmuyordu ama sanki kendi içinde çok şey anlatıyordu.
Ben ise kendi içimde tek bir cümleyi çevirip duruyordum:
“Kertik insan ne anlama gelir?”
O an fark ettim ki, bazı insanlar hayatta büyük darbelerle kırılmaz. Büyük sesler çıkmaz. Sadece küçük küçük eksilirler. Bir yerlerinden bir şey gider, ama kimse fark etmez. Tıpkı bir tahtanın köşesinden kopan küçük bir parça gibi.
Ben de öyleydim belki.
Bir İnsan Neden “Kertik” Olur?
Kertik olmak büyük bir çöküş değil aslında. Daha sessiz bir şey. Bir ilişkinin yavaş yavaş uzaklaşması, bir arkadaşlığın hiçbir tartışma olmadan bitmesi, bir hayalin ertelenmekten yıpranması…
Benim hikâyemde de böyle başladı.
Üniversite bitince her şeyin daha net olacağını sanmıştım. İş, düzen, gelecek… Ama hayat bana netlik değil, bulanıklık verdi. Bazı günler çok umutluydum, bazı günlerse hiçbir şey yapmak istemiyordum.
Bir sabah işe girmek için gittiğim görüşmeden elim boş döndüğümde içimde küçük bir şey koptu. Büyük bir dramatik an değildi. Kimse bağırmadı, kimse kötü davranmadı. Sadece “geri dönüş yaparız” dediler.
Ama ben o cümlede kendimi biraz daha eksik hissettim.
İşte kertik insan biraz da böyle başlıyor olabilir diye düşündüm o gün.
O Gün Otogarda Başlayan Hikâye
Otogar benim için hep tuhaf bir yer olmuştur. Gidenler, kalanlar, bekleyenler… Herkesin yüzünde yarım kalmış bir hikâye vardır.
O gün eski bir arkadaşımı uğurlamaya gitmiştim. Aslında sadece uğurlamak değil, biraz da vedalaşmak gibi bir şeydi. Ama kimse bunu açıkça söylemiyordu.
Otobüs kalkmadan birkaç dakika önce konuşmamız bitti. Garip bir sessizlik çöktü. Sanki yıllar boyunca biriktirdiğimiz her şey bir anda buhar olmuştu.
O giderken el salladım ama içimde tuhaf bir his vardı. Ne tamamen üzgün ne de tamamen sakin.
Sadece… eksilmiş gibi.
Gidişler ve Eksilen Şeyler
Otobüs hareket ettiğinde camdan bana baktı. Sonra telefonuna döndü. O an fark ettim: bazı vedalar aslında çoktan yaşanmış oluyor.
Ben orada kalırken içimde küçük bir çatlak daha oluştu.
Kertik insan ne anlama gelir sorusu tekrar zihnime geldi.
Belki de insanlar gittikçe değil, giderken bizden bir şey alarak eksiltirlerdi.
Bir bakış, bir alışkanlık, bir ses tonu…
Hepsi küçük küçük çentikler bırakırdı.
Arkadaşımın Sessiz Vedası
Onunla yıllar önce tanışmıştım. Aynı masada oturur, aynı şeylere gülerdik. Ama zaman geçtikçe ortak cümlelerimiz azaldı.
En son buluştuğumuzda ikimiz de çok konuşmamıştık. Sanki anlatacak bir şey kalmamış gibiydi. Ama aslında anlatacak çok şey vardı, sadece cesaret yoktu.
Vedalaşırken “kendine iyi bak” dedi.
Ben de aynı cümleyi tekrarladım.
Ama içimizde başka cümleler vardı.
Söylenmeyen.
Kertik İnsan Olmayı İlk Kez Anladığım An
Bir gece evde aynaya baktığımda yüzüm bana yabancı geldi. Göz altlarım koyulaşmıştı, bakışlarım biraz daha ağırdı. Sanki içimde taşıdığım her şey yüzüme sızmıştı.
Defterimi açtım ve yazdım:
“Ben neden böyle hissediyorum?”
Cevap gelmedi.
Ama sorunun kendisi bile bir şeydi.
O an “kertik insan” ifadesi daha netleşti içimde. İnsan bazen büyük bir kırılma yaşamadan da değişiyordu. Küçük parçalar halinde eksiliyor, fark etmeden başka birine dönüşüyordu.
Aynadaki Çatlaklar
Ayna aynı aynaydı ama ben aynı değildim. Sanki içimdeki bazı parçalar yerinden oynamıştı.
Bir zamanlar daha hızlı gülerdim. Daha az düşünürdüm. Şimdi ise her şeyin içinde küçük bir anlam arıyordum.
Bu iyi mi kötü mü bilmiyordum.
Sadece farklıydım.
İç ses
“Bu kadar mı?” diye sordum kendime.
Ama içimden bir cevap gelmedi.
Bazen insanın iç sesi bile yorulur diye düşündüm.
Kırılmak Ama Dağılmamak
Kertik olmak tamamen kırılmak değil. Parçalanmak hiç değil. Daha çok, aynı kalmaya çalışırken değişmek gibi.
Bir çay bardağının kenarında küçük bir çentik olduğunu düşün. O bardak hâlâ vardır, hâlâ çay içer. Ama artık eskisi kadar “tam” değildir.
Ben de kendimi öyle hissetmeye başlamıştım.
Yine gülüyordum, yine konuşuyordum. Ama içimde bir yer sürekli eksik kalıyordu.
Erciyes’in Gölgesinde
Bir gün Erciyes’e baktım uzun uzun. Karla kaplıydı. Sessizdi. Ama o sessizlikte bile bir ağırlık vardı.
İnsan da böyleydi belki.
Dışarıdan sağlam görünürken içinde küçük kırıklar taşırdı.
Ben o dağın karşısında kendi hayatımı düşündüm. Ne kadar yol aldığımı, ne kadar eksildiğimi…
Ve şunu fark ettim: eksilmek her zaman kötü değildi. Bazen insanı daha gerçek yapıyordu.
Kertik İnsan Ne Anlama Gelir? Benim İçimdeki Cevap
Bu sorunun cevabı artık tek bir cümle değil benim için.
Kertik insan, hayatın küçük darbeleriyle köşeleri aşınmış ama hâlâ ayakta kalmaya çalışan kişidir.
Büyük çöküşler yaşamamıştır belki, ama küçük küçük eksilmiştir.
Ve en önemlisi, o eksilmelerin içinde yaşamaya devam eder.
Ben de öyleyim.
Bazen içimde boşluk hissediyorum, bazen anlamsız bir yorgunluk. Ama yine de sabah uyanıyorum, dışarı çıkıyorum, insanlarla konuşuyorum.
Belki de bu bile bir dirençtir.
Kendi içimdeki küçük çentiklerle yaşamayı öğreniyorum. Her biri bana bir şey hatırlatıyor: yaşadığımı.
Şunları da İnceleyin: Kerim Vakfı nerede ?